Osmanlı Devleti döneminde 1865 Fırka-ı Islahiye Kanunu ile göçe zorlanan Avşarların bu iskanına ait Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinden elde edilen belgeler

Osmanlı Devleti döneminde 1865 Fırka-ı Islahiye Kanunu ile göçe zorlanan Avşarların bu iskanına ait ...

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU hakkında açılan davayı karara bağladı.

T.C. KAYSERİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Soruşturma No : 2007/22683 Karar No : 2007/14419 KOVUŞTURM...

Avşar Ağıtları Konulu Makaleler

Bolu Cumhuriyet Savcısı Sayın Necip TOPUZ tarafından hazırlanan "Avşar Ağıtlarını Konu Alan Makalele...

Avşar Oymak ve Obaları Listesi Yayınlandı

Avşar Oymak ve Obaları listesi yayınlanmakta. Listeye veri girişi devam etmektedir. Afşarlar iskan s...

Avşar Obası Elektronik Posta Grubu

Avşarelleri elektronik posta grubumuz GOOGLE sunucuları üzerinde hizmetinizdedir. E-Posta grubumuza ...

Avşar Kültür ve Tarihi Hakkında Eserler

Avşar Kültür ve tarihini hakkında günümüze kadar yazılmış tüm eserlere ulaşmak için BURAYA tıklayını...

Avşar Kültür Öğeleri: Ağıtlar

Ağıt, genellikle bir ölüm'ün ya da acı, üzücü bir olayın ardından söylenen halk türkü'südür. Doğal a...

  • Avşar Obası Yeni Web Arayüzü İle Yayında

  • Kayseri ili Tomarza ilçesi Emiruşağı Kasabası'nın adı ''Avşarobası olarak değiştirildi.

  • Osmanlı Devleti döneminde 1865 Fırka-ı Islahiye Kanunu ile göçe zorlanan Avşarların bu iskanına ait ...

  • Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU hakkında açılan davayı karara bağladı.

  • Avşar Ağıtları Konulu Makaleler

  • Avşar Oymak ve Obaları Listesi Yayınlandı

  • Avşar Obası Elektronik Posta Grubu

  • Avşar Kültür ve Tarihi Hakkında Eserler

  • Avşar Kültür Öğeleri: Ağıtlar

16.yy başlarında Osmanlıların Memlüklüler'i yıkıp Mısır ve Suriye'yi fethetmesi sonucu Kuzey Suriye'deki Türkmenler Osmanlı hakimiyetine girmiş oldu. Bölgedeki aşiretler Osmanlı hakimiyetini kabul etmeyip savaş-tılar, ancak ağır bir yenilgi aldılar. Bunun üzerine diğer Türkmen grupları gibi Afşarlar da kendilerine orduda subaylık veren, vergi muafiyeti tanıyan ve itibar gösteren Safevilerin hizmetine girmek için çoğunlukla İran'a göç-tüler. İmanlı ve Alplı Avşarlarının bu sırada İran'a geldiklerini biliyoruz. Bu yüzden bu asırda nüfuslarının diğer Türkmenlerden az olduğu görülüyor.

Osmanlı hakimiyetinde kalan bölgedeki Türkmenler ise Halep Türkmenleri ve Yeni-il Türkmenleri adıyla bölgede varlıklarını sürdürdü-ler. Afşarlar, Halep Türkmenleri içinde Köpekli, Gündüzlü ve Beylikli Avşarı olmak üzere üç oymak tarafından temsil ediliyordu. Ayrıca bölgede bir de müstakil Avşar oymağı bulunuyordu.

Bunlardan Avşar oymağı, 16. Yy'ın ikinci yarısında 158 vergi evinden ibaretti. Memluklular zamanında dirlik tasarruf eden bu oymak Osmanlı döneminde de bu dirliğini korumuştur. Türkiye'de oturan yerleşik ve göçe-be halk arasındaki nüfus artışına uygun olarak bu Afşarların da nüfusu art-mıştır. XVI. yy'ın ikinci yarısında Türkmenlerin başındaki Boy beyi aileleri yok olmuş, yerlerini obaları idare eden Kethüdalar almıştır. Bu bey ailelerin ne olduğu bilinmiyorsa da büyük ihtimalle İran'a gitmiş olmalıdırlar. İşte Halep Avşarları arasında gördüğümüz bu Afşar oymağının başında da ket-hüdaları görüyoruz. 1579-80 yılında onlar Recep, Bahri ve Küçük Minnet kethüdanın idaresindeydiler. Bunlardan Recep ve oğulları öyle ün salmış-lardı ki 17.yy'da Afşarlar çok defa Recepli Avşarı adıyla tanınmışlardır. On-lar aynı yüzyılın son yarısında Zamantı bölgesine yaylaya çıkıyorlardı.

1624 yılında Abaza Mehmet Paşa'nın II. Osman'ın (Genç) intikamını almak için Sadrazam Çerkez Mehmet Paşa'ya karşı ayaklandığında, Orta Anadolu'dan toplayıp Kayseri'deki Boğazköprü'ye kadar getirdiği 40.000 kişilik ordusunda Afşarlar (Recepli, Çöplü, Kozanlı), Sırkıntılılar, Mamalılar, (Cerid'den) ve Pehlivanlılar (Bayat'tan) vardı.

Afşarlar, Recep-Oğulları'nın başkanlığında 1687 yılında Avusturya'ya yapılan sefere katılmışlar, 1690'da yapılan sefere de çağrılmışlardır. Bu son sefere Afşarlar şu beylerin idaresinde 200 atlı ile katıldılar : Recep-Oğlu Halil Bey, Recep-Oğlu Dana Murat Bey, Çerkez-Oğlu Hacı Mus-tafa Bey, Çerkez-Oğlu Ömer Bey, Deli Seyf-Oğlu Mire Muammer Bey, Bahri-Oğlu Himmet Bey, Kara Gündüz-Oğlu Kara Halil Kethü-da, Kara Gündüz-Oğlu Selim Bey, Kara Gündüz-Oğlu Murat Bey, Hacı İvaz-Oğlu Dokuz İbrahim Bey, Hacı İvaz-Oğlu Abaza Bey, Kör Ali Oğlu Gündüz Kethüda.

Bu isimlerden anlaşılacağı üzere Afşarlar başlıca beş ailenin idare-sindeydiler (Recep, Çerkez, Bahri, Kara Gündüz, Hacı İvaz). Bilindiği gibi bunlardan bazıları Afşar obalarının ismini taşımaktadır. Kayseri ve civarına yerleşen Afşarlar işte bu Afşar oymağı ile Köpeklilerden gelmektedir. Af-şar'lar özellikle Sis yöresinde oldukça kuvvetliydiler. 1691'de Sis Sancak beyi Recep-Oğlu Halil Bey idi.

Avşar oymağının obaları şunlardır.

1- Recepli Avşarı a) Akça-Ali b) Beğ-Denizli c) Dodurlu / Doduryan ç) Sarı-Hacılı d) Saru-Hanlı e) Sarı-Sindli / Sarı-Seydili f) Taş-Oğlu / Taşlı-Uşağı g) Kara-Budak ğ) Hobalı / Obalı h) Mahmut-Oğlu / Sofular. Ayrıca Recep-Oğlu Halil Beyin soyundan gelen Haliloğlu obası.

2- Kara Recepli a) Arap Hasanlı b)Hacı İvaz oğlu Dokuz İbrahim Beyin soyundan gelen İbrahim Beyli c) Çerkez oğlu Hacı Mustafa Beyin soyundan gelen Hacı Mustafalı.

3- Bahrili

4- Kara Gündüzlü.

Avşar oymağı ilk başta Rakka'ya sürülme cezası almadılar. Çünkü devleti yaylakları olan Zamantı bölgesinde yerleşeceklerine inandırmışlardı. Onlar 18.yy'dan itibaren artık kışlamak için Halep'e değil Çukurova'ya ini-yorlardı. Ancak yerleşmeye yanaşmadıkları gibi komşu oymak ve köylere saldırıp hayvanlarını götürüyorlar, tüccar kafilelerini soyuyorlardı. Bu artık o hale geldi ki; sonunda 1703'ten az önce Rakka'ya sürüldüler. Fakat fazla kalmayıp kaçtılar ve dağıldılar. Yine soygun ve kovgun yaptıklarından 1712'de tekrar Rakka'ya sürdülerse de geri döndüler. Devleti yaylaklarına yerleşeceklerine ikna ederek 1730'da Zamantı kıyısında 66 köy kurdular. Afşarların yerli halk üzerindeki baskısı büyüktü. Yaylaya çıktıkları zamanlar çevre köylere baskın yapıp ne varsa alıp götürüyorlardı. Onlar soygun ve kavgadan geri durmadıkları gibi, bu işi o kadar ileri götürdüler ki Kayserili tüccar ve komşu oymakların şikayetleri sonucu Afşarların şekavetine dair Sivas kadısına bir ferman çıkarılarak 1730 yılında Rakka'ya sürüldüler ve sürgünden kaçınca ileri gelenlerinin çoğunun idamına karar verildi (1742).

1753'te Recepli, İmam-Kulu ile Lek ve Kırıntılı aşiretleri, Zamantı ve Çörümşek'ten firar edip Kayseri, Boğazlıyan, Develi, Palas, Nevşehir, Turgut, Akdağ, İncesu, Boz-Ok kazalarını istila etmiş yol kesip adam öl-dürmüş ve harabeye çevirmişti. Bu olay Maraş, Kırşehir ve Sivas bölgesini de etkilemişti.

1754 yılında Tecirliler ile birlikte Zeynepli ve Bozdoğanlılara saldırıp 80.000 kuruşluk davar at ve develerini yağmalayıp ileri gelenlerinden Karanebioğlu ve 15 kişiyi öldürdüler.

1761'de Afşarların bu hareketini önlemek için Zennecioğlu Mehmet Ağanın teklifinde Seyit Mahmut Ağa ve mahkemeden Seyit Ahmet bin Sü-leyman Kaynar köyüne varıp Avşarların Miri aşiret beyleri olan Halit bey ibni Hasan ve kardeşleri Mustafa ile Hüseyin, Recepli'den Hasan bey bin İbrahim ve Süleyman bey bin Ömer ve Ömer bey bin Hüseyin ve Ebubekir bey ibni Mustafa ve kardeşleri Ali, Osman ve Kaküllüoğlu Osman ve Dana Muratoğlu Murat (soyu Kesir köyünde) ve Sangıoğlu ve Enbiya, Torun'dan Terkeşlioğlu Halil, Mucukoğlu Hasan ve Mehdioğlu Mustafa ve Barıncıoğlu Ebubekir ve Ütük Ali ve Cavlak Hasan Salmanlı'dan Ömer kethüda bin Fer-hat ve Emiroğlu Veli ve Haliloğlu Hasan ve Emir Küçük Ahmet ve Öksüz Yusuf bin Ebubekir ve Battal bin Hüseyin ve Toğalı bin Vahap ve Solakoğlu Ebu Zeyd ve Hüseyin bin Mehmet ve Haliloğlu İbrahim ve Taslakoğlu Çer-kez ve Deli Halil ve Dervişoğlu Ömer Sarı Fakılı'dan Halil İbrahim ile konu-şup "Aşiretimiz ahalisi konar göçer olup kışın Çukurova, yazın Zamantı'nın Çörümşek nahiyesinde Pınarbaşı'nda Zamantı'nın sağı ve solunda ikamet edip sebep olduğumuz şekavetten vaz geçip ziraat ve hırasetle mukayyet olup çevreye zarar vermemek için baş muhasebeye kayd olup hilafında hareket olursa 7.500 kuruş kesim cezasını icra ederiz." deyi tatlıya bağlan-dı. Afşarlar bulundukları yerleri talan edip sözlerini tutmadılar. 1764'te Maraş beylerbeyi Rişvan-Zade Süleyman'a gönderilen fermanda "Recepli Avşarı, İmam-Kulu ve Lekvanik Ekradı eşkıyasının bölgeye verdiği zarardan dolayı Adana beylerbeyi Salih ile birlikte tedip edin" denilmiş. 1765'te Rakka iskanından kaçan aşiretlerin dağıldıkları (Karaman Aydın Diyarbakır Adana Sivas Maraş) yerlerden kaldırılıp müfredat defterine yazdırılmaları ve Rakka'ya iskanları bölge valilerine emredilmiş.

Daha önce birkaç kez Rakka'ya iskan edilen Recepliler, kethüdaları olan Topal-Zade Ahmet tarafından 1764-65 yılında Rakka'dan Zamantı'ya getirilip şakiliğe başladı. Aşiretin devlete ödemesi gereken 5.890 kuruşu ödemeyip 500 adamı ile yol kesip soygun yapan Topal-Zade Ahmet, Bürüngüz köyünden olup kendisi de bir eşkıya idi ve hakkında ölüm kararı çıkmıştı. Günümüzde Bürüngüz köyünde Recepli sülalesi halen yaşamak-tadır. Ayrıca Pınarbaşı'nın Karamıklı köyünde de Topal soyadlı aileler mev-cuttur.

1771'de Zamantı'da Soğanlı ve Kara Şeyhli mahallesinde oturan Erdoğulu, Haliloğlu, Deniz, Kara Budaklı, Kaleli, Hacı Mehmetli, Hacı Yakublu, Ebu Bekirli, Çalgız ve Cingöz-Oğlu Afşarı obaları ile Torunlar ve Miri aşiret bey, kethüda ve ileri gelenlerinden Abdullah bin Çerkez, Ali bin Ahmet, Halit bin Battal, Sağır Ali Ağa bin Abdurrahman, Kaküllü-Oğlu Sü-leyman Ağa, Emiroğlu Veli, Salmanlı Avşarı kethüdası Karaman oğlu İsmail Ağa ve Osman bin Ömer, Halil bin Yakup, Mustafa kethüda bin Halil, Ahmet Çelebi bin Abdulvahap, Mehmet Ali oğlu Ali, Murtazaoğlu, Alicanoğlu Ahmet (soyu Pınarbaşı'nın Tokmak köyündedir), Tayan Ali oğlu Mehmet, Taslakoğlu Çerkez, Torun ihtiyarlarından Mucukoğlu Hasan, Türkistanoğlu Asaf, Cemal ve Süleyman, Şahbereli oğlu Nezir, Kekeçoğlu (Kıska) Murat oğlu Halil, Hacı İbrahim, Malkoçoğlu İsmail, Cingözoğlu Mehmet, Çalık Ha-san (soyu Pınarbaşı'nın Toybuk köyündedir), Süleyman bin Mehmet, Mestani Süleyman ve Halil Paşa Oğlu Ali Bey'den şehir ve köylere zarar vermemeleri hususunda söz alındı ve ahitlerini bozarlarsa Soğanlı, Kara Şeyhli, Torunlar, Halil Paşalılar ve İbrahim Beyliler 6.000'er kuruş, Çalıklar (Çalkır / Çalgız) ve Cingözler 2.000 kuruş nezri Matbaa-i Amireye verecek-lerdi.

Afşarlar son iskana kadar (1865) Rakka, Belih ve Hama-Humus gibi yerlere sürgün gitmekle birlikte Boz ok ve Kırşehir taraflarına da sürgün edilmişlerdir.

18.yy'ın 2. yarısında çıkan harpler ve başka etkenler sonucu Os-manlı Devleti'nin Anadolu'daki idaresi zayıf ve gevşek duruma düşünce Afşarların rahat bir göçebe hayatına devam ettiklerini görüyoruz. Devlet takibinin kalktığı bu günlerde Afşarlar daha da daha da güçlenmekte, kom-şu aşiretlerin çekindiği "Nargile takımı gümüş maşalı", "Sabahacak kandil-leri yanan", "Hizmetkarları fırıl fırıl dönen", "Yoksullara yardım eden" zen-gin ve hatırlı bir aşiret haline gelmektedir.

Kayseri-Elbistan-Malatya yolu yazları onların kontrolü altındaydı. 1838'de Afşarlar Posta Tatarlarına saldırmışlar, yolcuları soyarak, bir de köy basmışlardı. Afşarlar bu hareketleriyle öyle korku salmışlardı ki, Malat-ya'ya gitmek isteyen Alman Mareşal Moltke'ye, yolun Afşarlar yüzünden kuvvetli bir muhafız birliği olmadan geçilemeyecek durumda emniyetsiz olduğu söylenmiştir. Fakat Tomarza'daki Ermeni Piskopos'unun Moltke'ye dediği gibi Afşarlar baştan başa haydutlardan meydana gelen bir oymak değildi. Aralarında ipsiz-sapsızlar kendi halkının da düşmanı idi ve kendi aşireti tarafından da takip olunuyorlardı. Daha sonra Moltke, Afşarları şöyle nitelendirecekti: "Bu Türkmenler benim çok hoşuma gitti. Tabi nezaketleri iyi niyetlerinden doğma, bizimki ise terbiye ile elde edilme." Moltke'nin ifadelerinden de anlaşılacağı üzere onlar bolluk ve bereket içinde yaşama-larına rağmen bir kısmı saldırı, kavga ve soygundan da vazgeçmiyorlardı.

Ayrıca devlet idaresinin zayıflığı sebebiyle irili ufaklı derebeyi ailele-ri türemişti. Afşarlar Gökvelioğlu, Kozan oğlu, Küçükalioğlu gibi derebeyleri idaresinde onların mücadelelerine katılıyorlar, diğer Türkmen oymakları ile savaşıp kavgalarına devam ediyorlardı.

Afşar bünyesinden çıkan bu kovgun grupları yerleşik köylerin ye-rinden oynamasına ve zirai alanların tahrip olup azalmasına sebep oluyor-lardı. 1846-49 yıllarında Lek, Kuzu-Güdenli ve Kırıntılı aşiret atlıları ile be-raber Kayseri, Niğde, Kırşehir taraflarına kovguna gidiyorlardı. Afşar eleba-şıları arasında İsmail Bey, Avan Hasanoğlu (Akkışla'nın Ganişeyh kasabası-nın eski adı Avanoğlu'dur. Bilindiği gibi Akkışla civarına da Avşarlar yerleş-miştir.), Sarıvelioğlu, Mustafa Bey, Kamber ve İbrahim Kethüda, Haliloğlu, Duman Bey, Kadriağaoğlu, Şahrumanlı Mehmet, Hasan Hüseyinoğlu, Bıyıklıoğlu (soyu Sarız'ın Yalak Köyünde), Torun Ali, Veziroğlu, Cırrıkoğlu, Şatıroğlu (Uzunyayla'nın Sivas tarafında bulunuyorlardı. Şarkışla'nın Sivrialan köyünden olan büyük ozan Aşık Veysel de Şatıroğullarındandı.), Memilicik, Çuhadaroğlu, Şaştımoğlu (soyu Tomarza'nın Tahtakemer köyün-de), Terkeşlioğlu, Kocaali, Çerkes Bey, Askeroğlu, Kara Yusuf, Mucukoğlu, Köseoğlu (Pınarbaşı'nın Kavlak köyünde), Deli Halil, Paşa Bey, Topaloğlu (Pınarbaşı'nın Karamuklu köyünde), Muhazimoğlu, Kuşçuoğlu, Serçe Ha-san, Mirza, İbrahimoğlu, Berçenekoğlu Cansız Osman, Kuyucuoğlu, Hasanali, Deli Hösük (Sarız'ın Çürük köyünde), Osmancıkoğlu, Kolukırık Seyfali'nin adları geçiyor. Afşarların 1825 yılında 3.000 hane ile Çukurova-Uzun yayla arasında göçlerini sürdürdüğü aşiretin 40.000 koyun, 40.000 inek, 9.000 deve ve 3.000 keçiye sahip olduğu bilinmektedir.

Burada bir yanılgıya düşülmemesi için şunu belirtelim. Yukarıda i-simleri sayılan bir çok Avşar beyinin maiyetiyle birlikte tamamen Kayseri ve yöresinde yerleştikleri sanılmamalıdır. Tersine Avşarlar bu dönemlerde Adana, Hatay, Sıvas, Maraş gibi illerimizde sürekli dolaşıyorlardı. Bu aile-lerden bazılarının oralarda kalıp yerleştikleri tahmin olunabilir.

Afşarlar sürgünde bulundukları Bozok'ta Pehlivanlı oymağı ile de savaşmışlar ve bir defasında da beyleri Abidin Beyi öldürmüşlerdi. 1852'de Boz-Doğanlar ile savaşa tutuşmuşlardı. Afşarlar 1856 yılında tekrar yerleş-tirilmeye çalışıldı ise de başarısızlığa uğradı. O zaman başlarında Çerkez Bey ile İsmail Bey bulunuyordu. Afşarlar devlet tarafından yaylak yurtlarına iskan teşebbüsüne direnmekle ellerindeki son fırsatı kaçırmış oldular.

Burada bir noktaya değinmek istiyorum. Yukarıda görüldüğü gibi aşiret hayatında baskın, talan ve soygunlar önemli yer tutmaktadır. Bunun sebebini Osmanlı'nın bu asırlarda içine düştüğü siyasi, sosyal ve ekonomik çıkmazda aramak lazımdır. Tarım üretiminin yok olduğu, lonca sisteminin çöktüğü ve savaşların Türk halkını kemirdiği bu dönemlerde sefaletle uğra-şan toplulukların bu fiillere yönelmesi normaldir. Ancak bunun sadece Av-şarlarda olduğunu düşünmekte yanlıştır. Aynı sıkıntıları yaşayan gruplar genelde aynı tavırları sergilemiştir. Bu yüzden Çukurova bölgesi 200 yıla yakın bölgedeki aşiretlerin birbirileriyle kavgasına sahne olmuştur. Nitekim Çerkezlerin Uzunyayla'ya gelmeleri sonrası onların hırsızlık yaptıkları ve at çaldıkları da tesbit edilmiştir. Cevdet Paşa Avşar ve Sırkıntılıları kastede-rek "bunlarda dahi hırsızlık adeti var ise de Kürtlere nispetle pek ehven ve ehl-i ırz ademlerdir" demektedir. Şunu da belirtelim Avşarlarda hırsızlık-tan (gizlice alınan) ziyade talan (zorla alınan) söz konusudur. Prof. Mustafa Kafalı, Dadaloğlu Sempozyumunda verdiği tebliğde bu konuya da değinmiş ve küçükken babasına neden Avşarların kavgacı tanındıklarını ve sevilme-diklerini sorduğunu, babasının da "Oğlum sefalet, asaleti bozar" dediğini anlatmıştı. Bu yüzden yapılan bu fiillerden dolayı ne Avşarları, ne Çerkezleri ne de başka bir grubu suçlamak o dönemin şartları dikkate alındığında doğru olmaz kanaatindeyiz.

Yorumlar  

0 #3 dündarhozar 18-05-2012 16:48
vatantürklerene türkiyenedetürk istanvatanilele betbüyükturandı r.
Alıntı
0 #2 dündarhozar 18-05-2012 16:45
akolukköyündeki çürüklerinşimdi kisoyadlarınedi r.
Alıntı
0 #1 Guest 05-08-2010 20:41
Makalede yazan Deli Hösük iskandan önce Pınarbaşının BorandereKöyünd en yaşamaktadır.Ha tta ölen 3 oğlunun mezarları da burdadır.(Altun luhalil,Battal ve Vayıs)İskandan Diyarbakıra gitmemekden direnen bu aileyi,Sivas valisi Hacı izzet Paşa Akoluk(çürük) ile Adere(Akdere) köylerine yerleştirmiş ve yerleşim tam sağlandıktan sonrada bu bölgedeki miri arazilerden toprak tahsisi yapılmıştır.
Alıntı

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Great new costomer Bonus Bet365 read here.
  • Tufan GÜNDÜZ
    Prof. Dr. Tufan GÜNDÜZ
  • Mehmet ŞAHİN
    Doç. Dr. Mehmet ŞAHİN
  • Ayhan Eralp
    Dr. Ayhan ERALP
  • Necip TOPUZ
    Necip TOPUZ
  • Mustafa AKSOY
    Dr. Mustafa AKSOY
  • Eldeniz Abbaslı
    Dr. Eldeniz ABBASLI
  • Ayhan Eralp
    Dr. Ayhan ERALP
  • Necip TOPUZ
    Necip TOPUZ
  •  Mustafa AKSOY
    Dr. Mustafa AKSOY

Forumdan Başlıklar

Kütüphaneden

avsarobasi.beldesi

Ziyaretçiler

Bugün203
Dün236
Bu Hafta1434
Bu Ay4855
Toplam28071
Günün Atasözü: Ateş düştüğü yeri yakar.

View best betting by artbetting.net
Download Full Premium themes