İsyankar Ozan Dadaloğlu [Ahmet Sırrı Arvas]

İsyankar ozan Dadaloğlu

Bundan 150 yıl önce Anadolu'yu gezen seyyahlar, ekalliyeti ekseriyet sanırlar. Zira karşılarına hep Yahudi tüccarlar, Rum Mebuslar, Ermeni sanatkarlar çıkar. Baytar, eczacı, kuyumcu, mimar... Hep azınlıklar...
Türkler elbette ezici bir çoğunluğa sahiptirler ama dağ başlarına çekildikleri için göz doldurmazlar. Özellikle Avşarlar ve Yörükler düzden (şehir hayatına öyle derler) pek sıkılırlar. Çadırlarını yüksek yüksek tepelere kurar, hışırdayan dallar altında uyurlar. Doğrusu kekik üsareli rüzgar şerbet gibidir, ciğerlerini yuğar yıkar. Onlara sorarsanız ovanın havası yaramaz, çürüktür, kokar, adamı sıtma yapar.
Fatih, Yavuz, Kanuni devrinde mesele yoktur, kim nereden hoşlanırsa orada yaşar. Ama Tanzimatla birlikte gayrimüslimler ayaklanır, bırakın Selanik'i, Sofya'yı Anadolu'ya sulanırlar. Ki yukarıdaki manzaraya bakarsanız haksız da sayılmazlar!
Balkanlar'ı bırakıp, güneye inelim: "Büyük Ermenistan" hayali ile yola çıkan komitacılar Adana merkezli bir devlet kurmaya kalkarlar. Sözde Klikya'nın bir ucu Halep'e, bir ucu Kayseri'ye uzanır. Erzurum'u, Van'ı, Maraş'ı da içine alır. Saf kan Oğuz nesli Toroslar'ı bekleyedursun, hainler Erzin'de, Payas'ta, Kozan'da at oynatırlar.

Meydan boş ya
Memlekette kara bulutlar dolanırken aşiretler incir çekirdeğini doldurmayan meselelerden takışırlar. Neymiş efendim, benim beyim senin ağanı döver de filan... Söz gelimi Avşarlar, Çapanoğlu ile kanlı bıçaklıdırlar.
Ne nüfus sayımı, ne kafa kağıdı... Ne vergi, ne algı... Göçerler başlarına buyruk yaşamakta ısrarcıdırlar...
Abdülaziz Han iş çığırından çıkmadan tedbir alır, Fırka-i İslahiye adlı bir komisyon kurar, havaliye yollar.
Koca koca paşalar halkın ayağına gelir, çulsuzların paşa gönlünü yapmaya uğraşırlar. "Çocuklarınızı okutun, sanat öğrenin, alın satın, zaman zaman yukarılara çıksanız bile bir ayağınızı kasabalara basın, meskun mahalli gayrılara bırakmayın" nasihatinde bulunurlar. Ancak göçerler ikna olmaz. Eh, Paşa dediğin de emir kuludur, bakar sallamıyorlar, "tiz bre" der, noktayı koyar...
Askerler işi şipşak bitirir, güzellikle geleni güzellikle, gelmeyeni cebren düze indirirler. Avşar elleri mecburen kalkar, göç eyler...
Bu arada ozanlara mevzu çıkar, dertli dertli saz döver, "Bir yiğit gurbete gitse" türküsünü çığırırlar. Görün ki başlarına bir şey geleceği yoktur, kaldı ki gösterilen yer gurbet sayılmaz.

İstemezükçüler!
"Efendim bizim çocuklarımız hakim hekim olmasınlar. Biz atamızdan öyle gördük, onlar da çoban kalsınlar!"
Asiler Kirman kılıçlarını bellerine asar, temreni taş delen mızrakları omuzlarına alırlar. Meydan kurulur, tüfekler, davullar, davlumbazlar... Türk, Türk'ü kırar, Ermeninin içi yağ bağlar. Ölen ölür, kalan sağlar kimseye yaramaz. Koç yiğitler yerlere serilir, fidan fidan gelinler ağıt yakarlar.
İşte bu dramatik filmin senaristlerinden biri de Aşık Musa oğlu Veli Mustafa'dır. Onu bu havalide "Dadaloğlu" diye tanırlar. Asi ozan şehri zindan gibi gösterir, "ferman padişahınsa dağlar bizimdir" der, yangına körük sıkar.
Aslında cengaver de değildir, silah kullanmaz, işin sadece edebiyatını yapar. Beyine yaranmak için Osmanlı'ya verir veriştirir, sakalı devlet hizmetinde ağarmış paşalara söver, sayar.
Derviş Paşa gayrı kına yakınsın
Böbür böbür dört bir yana bakınsın
Amma bizden gece gündüz sakınsın
Öc alırız ilk fırsatı bulanda

Halbuki...
Aslında usta ediptir, kandan kinden arındığı zaman nefis beyitler yazar. Atlara ve güzellere dayanamaz, o zaten biraz Köroğlu'dur, biraz Karacaoğlan!
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kıratı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kıratı bir de güzeli
Atın büyük sağrı kalkan döşlüsü
Kalem kulaklısı çekik kaşlısı
Güzelin de dal boylu samur saçlısı
Severim kıratı bir de güzeli
Dadaloğlu asıl ününü kavga türküleriyle kazanır, asabidir, saldırgandır, kalemini kılıç gibi kullanır.
Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım
Zaman zaman nasihat de verir, tavrını erdemden doğruluktan yana koyar.
Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
Benim sözümü dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılan piç evlat
O da dünyada ziyankar imiş
Asilik zor zenaattır vesselam, devlete diklenen huzur bulmaz. Nitekim Dadaloğlu da ahir ömründe beyhude boğuştuğunu anlar.
Akşamınan ikindinin arası
Aldı beni şu düşmanın yarası
Ecel geldi ölmemizin sırası
Ağladı el-oba gözü kan oldu.
Aslında kuru bir gurur davasıdır bu, ardından kadınların kıkırdaşmayacağını bilse dakika durmaz...
Aşağıdan iskan evi geliyor
Bezirganlar koç yiğide gülüyor
Kitabın dediği günler oluyor
Yoksa devir döndü ahir zaman mı?
Şairliği tamam da ondan kesinlikle yatırım yönlendirici olmaz. Eğer zamanında kendisine Çukurova'dan sunulan arazilere "he" dese 7 sülalesine yeter de artar. Nitekim iskanı kabul edenlerin zengin ve keyifli olduklarını görünce pek şaşar. Ama bundan gayri nasıl dönsün, ok bir kez çıkmıştır yaydan...
Yara yara bir kavgaya girmedik
Sağa sola kılıçları vurmadık
At üstünde döğüşerek ölmedik
Ok değmeden gözlerimiz kör oldu
1785 ile 1868 arasında 83 yıl yaşayan Dadaloğlu I. Abdülhamid'den, Abdülaziz Han'a kadar tam 6 padişahı üzer ve yorar. Zaten gaileli bir dönemdir, kargaşa düşmanlarımıza yarar.

Ozan dediğin...
Dadaloğlu nefis muhasebesi yapar mı, pişmanlık yaşar mı bilmiyoruz ancak devletle hesabı olanlar döner dolaşır onun mısralarına sarılırlar. Mesela 68'li yılların Cem Karaca'sı öfkeli sesiyle "kalktı göç eyledi" diye haykırdı mı, malum güruh heyheylenir, askere polise yumruk sallar.
Bu kadarını onun da arzuladığını sanmıyorum.
Zira bir ozan kullanılacağını hissetti mi durur.
Ve sazını kırar.

Yazan: Ahmet Sırrı Arvas
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorumlar  

0 #2 İbrahşm şaştım 01-03-2015 22:32
Vanlı bir yazar,1972 doğumlu.O,Avşar ı bilmez,çukurova nın sarı sıcağını,orada yazın sıtmadan ne kadar Avşarın kırılacağını anlamaz.Onlar çukurovayı şimdiki haliyle görüyor.Amerika dan getirilen paletli traktörlerle tarla açıldığını tarım arazisi yapıldığı bilmezsen neden çukurovada iskana karşı çıkıldığını bilemezler..yaz dıklarını kaale almamak daha doğru olur.Tüm Afşarlara sayğı ve selam olsun.
Alıntı
0 #1 Salih Kundakçı 21-02-2015 21:52
Kimdir bu Ahmet Sırrı Arvas?
Bu adamı tanımıyorum,ama bu adam kimse zırvalamış.Dada loğlu'na ucundan kıyısından çamur atıyor kendince.Dadalo ğlu'nun söyledikleri
bir haksızlığa isyandır, bir yürek yangını sonu söylenmiştir.Ad amın bakışı kesin kes bir dönme devşirme mantığıdır ve hiç kıymeti harbiyesi de yoktur.Gün gelecek bu yazdıklarınızı yalayacaksınız dönme devşirmelerin değişik kisvede kalem oynatanları...
Alıntı

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Great new costomer Bonus Bet365 read here.
  • Afşar Karamanlı

    İfraza tabi Dulkadır Türkmenlerindendir. Devlet otoritesinin sarsılması sonucu Adana, Demirkapı ve Misis arasında yerleştirilmiş olan İfraz cemaatleri eşkıyalığa başlamıştı. Afşar Karamanlı cemaati...

    (10032)
  • Çorapoğlu

    Gündüzlü Avşarı obası. 1536'da Halep'in doğusunda yaşayan ve Çorap oğlu Süleyman kethüda idaresinde bulunan cemaat, 28 haneydi.

    (8805)
  • Alabaş

    Köpekli Avşarı obalarındandır. Halep bölgesinde ilk tahrirlerde adına rastlanmayan oba, 1536'da 7 hane, 1550 tahririnde ise 8
    hane nüfusa sahip küçük bir teşekküldü. Günümüzde Kayseri'nin Felahiye i...

    (9810)
  • Hoca Fakihli

    16. Yy'da Uşak bölgesinde bulunan kalabalık yörük topluluğu arasında II. Selim devrinde büyük bir Afşar oymağı bulunuyordu. Bu Afşar oymağı 5 obaya ayrılıyordu (Afşar adlı 2 oba ile Musacalu ve Öks...

    (9367)

arama
Arabic Armenian Azerbaijani Bulgarian Chinese (Traditional) English French German Persian Russian

View best betting by artbetting.net
Download Full Premium themes