Afşarlar ilk olarak XI. yy sonlarına doğru Aksungur idaresinde Suriye’ye gelmişlerdir.  Aksungur Oğuzların Afşar boyu beylerinden Alturgan Bey’in oğludur.  Aksungur’un Kıpçak asıllı olabileceği söylenirken , kesinlikle Afşar olmadığı da iddia edilmektedir.  Büyük Selçuklu Sultanı Melik-Şah’ın memluku olan Aksungur, idaresindeki Afşarlarla birlikte önce Alparslan’a ve onun ölümüyle Melik-Şah’a bağlı bulundu. Melik-Şah’ın Suriye seferine katıldı. 1085 yılında Musul’u ele geçirerek Ukayli Hanedanlığı’na son verdi. Halep’in fethi sonucu Kasımü’d-devle unvanı ile Halep valiliğine getirildi (1087). Melikşah Suriye’nin yönetimini kardeşi Tutuş’a bırakarak onu Mısırdaki Fatımilere karşı seferle görevlendirdi. Aksungur ile Urfa emiri Bozan’ın kuvvetleriyle Tutuş’a katılmalarını istedi. Ancak, ordu Trablus-Şam’a gelince Tutuş ile arası açılan Aksungur ordudan ayrıldı. Tutuş ise seferden vazgeçip geri dönmek zorunda kaldı. Melik-Şah’ın ölümüyle (1092) saltanat mücadelesine atılan Tutuş önce Halep üzerine yürüyerek Aksungur’u itaat altına aldı. Fakat Tutuş’la arası bozuk olan Aksungur, Bozan ile birlikte Selçuklu tahtının asıl varisi olan Berkyaruk’un tarafına geçti. Tutuş, Berkyaruk ile savaşı göze alamayıp Suriye’ye döndü. Bir müddet sonra Halep’e gelerek kritik bir zamanda kendisine ihanet ettiğini düşündüğü Aksungur’a savaş açtı. Berkyaruk’tan yardım göremeyen Aksungur yenilerek Tutuş tarafından öldürüldü.
Aksungur’un ölümüyle yerine oğlu Musul Atabeyliği’nin kurucusu olan Zengi’nin geçtiğini görüyoruz. Irak Selçuklu Sultanı Mahmut, Zengi’yi 1127’de Musul Valisi ve iki oğluna Atabek tayin etti. Zengi bundan sonra İmade’d-Din lakabıyla anılmaya başlandı. Zengi Musul’a hakim olunca büyük ve güçlü bir Türk devleti kurmaya çalıştı.  Bu dönemde İslam dünyası Haçlı Seferleri ile uğraşıyordu. Zengi, Haçlılar ile tesirli mücadelenin ancak siyasi birlik ile mümkün olacağını idrak eden ilk Türk devlet adamıdır.  Bu sebeple Sincar, Habur ve çevresini, Nusaybin ve Harran’ı ardından da Halep’i ele geçirdi (1128). 1130’da Hama’yı aldı. Aynı yıl, Artukluları yenerek Kuzey Suriye ve Güney Doğu Anadolu’da hakimiyetini sağlamlaştırdı. Daha sonra Türkmenlerin yaşadığı Şehr-i Zor (Kerkük) bölgesini (1139) ve Kürt reislerini yenerek Hakkari civarını egemenliği altına aldı. Günümüzde Irak’ın kuzeyinde sınırımıza yakın olan İmadiye şehrini o kurmuştur.
Artukluları tekrar yenerek Amid’e (Diyarbakır) girdi ve adına hutbe okunmak suretiyle şehri geri verdi (1141). Akabinde Böri Atabeyliğine de hakimiyetini kabul ettirdi. Haçlılar ile mücadelesine gelince, 1130’da Kudüs Kralının da olduğu Haçlı kuvvetlerini yenerek Esarib kalesini zaptetti. Savar komutasındaki ordusu Kudüs Kralı Foulque idaresindeki Haçlıları ikinci kez mağlup etti (1137). Ardından ülkesini ikiye ayıran ve önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Urfa Haçlı Kontluğunu fethetti (24 Aralık 1144). Urfa’nın düşmesi II. Haçlı Seferi’nin yapılmasına sebep oldu. Zengi, Selçuklular ve Abbasi halifeleriyle de zaman zaman bozuşmuş olsa da genelde iyi ilişkiler kurmuştur.  Görüldüğü gibi o bir taraftan Mezopotamya ve Kuzey Suriye’yi tek hakimiyet altında birleştirirken, bir taraftan da Haçlılara karşı başarılı savaşlar yaptı. Bu yolda İslamlığın zinde kuvvetleri olan Türkmenlerden geniş ölçüde faydalanmasını bildi. Zengi Ukayliler’in elinde olan Caber kalesini kuşatıp teslimini beklediği sırada muhafızlardan biri tarafından öldürüldü (1146).  Ölümünden sonra ülkesi ikiye bölündü. Halep merkez olmak üzere  Suriye’de Nureddin Mahmut, Musul merkez olmak üzere El-Cezire de Seyfettin Gazi hükümdar oldular. Ailenin üçüncü bir şubesi ise elli yıl kadar Sincar’da hüküm sürmüştür.

e-max.it, posizionamento sui motori
Yorum ekle

Great new costomer Bonus Bet365 read here.

arama
View best betting by artbetting.net
Download Full Premium themes